Yine bir anda ortalığı birbirine katan bir açıklamayla, “bir gece ansızın...” nakaratıyla geliverdi uluslararası kamuoyunun gündemine. Elbette RTE’den başkası değil tüm sahne ışıklarını üstüne çeken:
“Yunanistan’a tek cümlemiz var: İzmir’i unutma. Adaları işgal etmeniz falan bizi bağlamaz. Vakti saati geldiğinde gereğini yaparız. Hani diyoruz ya, bir gece ansızın gelebiliriz.”
18.yüzyılın son Fransız Kraliçesi Marie Antoinette'in yoksul kitleler için söylediği “ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler” sözünün Fransız Büyük Burjuva devriminin fitilini ateşlediği söylenir. Kraliçenin ağzından böyle bir sözün gerçekte çıkmış olup olmamasının bir önemi yok. Söylentinin kendisi açlık ve yoksulluktan bunalmış Fransız halkını ateşlemeye yetmişti.
İngiliz ordusunun resmi dergisi, bu ordunun üst düzey subaylarından olduğu söylenen Paul Carney'in görüşünü yayınlamış. Bu İngiliz asker, İngiliz ordu mensuplarının ailelerini çocuklarının Rusya ile savaşa gönderilebilecekleri konusunda uyarmış.
Kimi kendini “komünist”, kimi “sol”, kimi “devrim hareketi” olarak tanımlayan dört yapının “30 Ağustos Zafer Bayramı” vesilesiyle Mustafa Kemal ve arkadaşlarını “kahraman” ilan edip önlerinde yerlere kadar saygıyla eğilmeleri -ki bunların arasında kurtuluş savaşının Galip Hoca'sı Celal Bayar da var- “kahraman” kavramının tartışılmasını zorunlu kıldı.
Dinci faşist iktidar ve onun başı, hemen her gün, savaş halinde ya da şiddetli anlaşmazlık içinde olduğu devletlerle barışmak, savaş ve şiddetli kavgaları çözmek istediğine dair mesajlar veriyor.