Ülke Olağanüstü Hal ve Kanun Hükmünde Kararnameler ile yönetilmeye devam ediyor. Aslında yönetilemiyor. Yönetilemediğinden OHAL olağan bir yönetim biçimine, KHK’lar da meşru birer hukuki form haline getirilmeye çalışılıyor.
Hapishaneler, devrimci mücadelenin en kararlı bir şekilde verildiği, bu mücadelenin en sert şekilde yaşandığı yerlerdir. Toplumsal mücadele büyüdükçe, bu mücadele sokaklara yansıdıkça hapishaneler, mücadelenin önemli alanlarından biri haline gelir. Devletin dışarıda kontrolü sağlama politikaları içeriye de yansır.
Şimdi Devrim Zamanı!
OHAL ilanıyla birlikte çıkarılan KHK’lar ile yüzbinlerce emekçi açığa alındı, ihraç edildi. Gazetelerimize, radyolarımıza, televizyonlarımıza el koydular, derneklerimizin kapılarına kilit vurdular. Art arda polis baskınlarından nasibini aldı her biri. Gözaltı sürelerinin uzatılması, savunma hakkının kısıtlanması, kitlesel işten çıkarmalar, grevlerin yasaklanması, gözaltılar, pasaportların iptali, kapatılan dernek/vakıflar... El konulan belediyeler, tutuklanan belediye başkanları, milletvekilleri, gazeteciler, öğrenciler-öğretmenler. Neredeyse her eyleme saldırı, gözaltı, açılan davalar...
Gün olur kalkar ayağa binlerce yıldır ezilenler. Mahsun eğilen başlar dikelir... Ürkek bakışlara oturur inatçı kararlılık ve öfke. Yok sayılanlar, aşağılananlar, bir dudak büküşüyle horlananlar akar meydanlara. Olanca sadelikleriyle, basit istekleriyle çıkarlar sokaklara. Motorlar durur, kayışlar dönmez... Ne bir üretim bandı, ne madenler, ne gemi, ne trenler...
27.mücadele yılını geride bırakan Türkiye Komünist Emek Partisi/Leninist 28. mücadele yılına Türkiye ve Kürdistan tarihinde tanık olunabilecek en devrimci koşullarda giriyor.